Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları

Bu dergideki yayınlar

5 →
  • MakaleAçık Erişim2025
    Çocuklarda ortodontik maloklüzyonların prevalansı ve belirleyicileri: çok faktörlü bir analiz

    Akbulut, Yasin; Akgün, Semih Ercan

    Amaç: Bu çalışmanın amacı, çocuklar ve ergenlerde ortodontik maloklüzyonların görülme sıklığını belirlemek ve bu maloklüzyonlar ile meziodistal boyut kaybı, çürük ve eksik diş sayısı, ağız hijyeni alışkanlıkları ve beslenme davranışları arasındaki ilişkileri çok faktörlü bir yaklaşımla değerlendirmektir. Yöntem: Bu tanımlayıcı ve kesitsel çalışma, XXX Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi’nde 4–15 yaş aralığında yer alan 1.092 çocuk üzerinde gerçekleştirilmiştir. Katılımcılar yaş gruplarına göre sınıflandırılmış, maloklüzyon tipi, eksik ve çürük diş sayısı, ağız hijyeni indeksleri (Gingival İndeks, Plak İndeksi, Basitleştirilmiş Ağız Hijyeni İndeksi), bireysel ağız hijyeni ve beslenme alışkanlıkları klinik muayenelerle değerlendirilmiştir. Kategorik değişkenler için Ki-kare testi; grup karşılaştırmaları için normal dağılıma bağlı olarak ANOVA veya Kruskal–Wallis testleri; ikili karşılaştırmalar için ise Mann–Whitney U testi ve İki Oran Z testi kullanılmıştır. Anlamlılık düzeyi p < .05 olarak belirlenmiştir. Bulgular: Ortodontik maloklüzyonların prevalansı yaşla birlikte anlamlı düzeyde artmış, bu artış en fazla 10–12 ve 13–15 yaş gruplarında gözlemlenmiştir (p < .001). Tüm malokluzyon tipleri, meziodistal boyut kaybı yaşayan bireylerde anlamlı düzeyde daha sık görülmüş, özellikle Sınıf IV malokluzyon yalnızca bu grupta tespit edilmiştir (p < .001). Sınıf II malokluzyona sahip çocuklarda ortalama eksik diş sayısı en yüksek olup, bu değer malokluzyon bulunmayanlara kıyasla istatistiksel olarak anlamlı derecede fazladır (p < .001). Benzer şekilde, çürük diş ortalaması Sınıf II ve Sınıf III malokluzyon gruplarında, malokluzyonu olmayanlara göre anlamlı düzeyde yüksek bulunmuştur (p < .001 ve p = .042, sırasıyla). Ağız hijyeni ve beslenme alışkanlıkları da malokluzyon tipleri ile anlamlı ilişki göstermektedir. Diş fırçalama sıklığının düşük olması, arayüz temizliğinin yapılmaması ve asidik-şekerli gıda tüketiminin fazla olması, malokluzyon bulunan bireylerde daha yaygın olarak tespit edilmiştir (p < .001). Ayrıca, yetersiz ağız hijyeni ve sağlıksız beslenme alışkanlıkları, artan çürük oranları (p < .001) ve eksik diş varlığı ile (p < .05) güçlü bir şekilde ilişkili bulunmuştur. Sonuç: Ortodontik malokluzyonlar yaşla birlikte giderek artmakta olup, diş çürükleri, diş kaybı, yetersiz ağız hijyeni ve sağlıksız beslenme alışkanlıkları ile anlamlı düzeyde ilişkilidir. Erken yaşlarda uygulanacak çok disiplinli ağız sağlığı stratejileri, hem ortodontik anomalilerin hem de diş çürüklerinin görülme sıklığını azaltmada etkili olabilir.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
  • MakaleAçık Erişim2025
    Oral health status and risk of potentially malignant lesions in patients with severe mental illnesses: a cross-sectional study

    Cerci Akcay, Hulya; Öçbe, Melisa; Öçbe, Çetin Batuhan

    Aims: Individuals with severe mental illness (SMI) experience disproportionately poor oral health due to behavioral, pharmacological, and systemic challenges. This study aimed to assess the oral health status of patients with SMI using the oral health assessment tool (OHAT) and the Decayed, Missing, and Filled Teeth (DMFT) Index, and to screen for oral potentially malignant lesions (OPMLs). Methods: A cross-sectional study was conducted with 60 patients registered at the Community Mental Health Center in Kocaeli, Turkiye. Comprehensive clinical examinations were performed using the Turkish version of the OHAT and the DMFT Index. The presence of OPMLs was also recorded. Statistical analyses included descriptive statistics, independent t-tests for gender comparisons, and Pearson correlation analyses to explore associations between age, OHAT, and DMFT scores. Results: Participants (mean age: 47.6±11.5 years; 65% female) had a mean OHAT score of 9.15±2.39 and a mean DMFT score of 13.5±7.00. No significant gender differences were observed in total OHAT or DMFT scores. However, females had significantly more filled teeth than males (3.08±2.04 vs. 1.57±1.80; p=0.006). Age was moderately correlated with OHAT (r=0.318, p=0.013) and strongly correlated with DMFT (r=0.449, p<0.001). OHAT and DMFT scores were also significantly correlated (r=0.502, p<0.001). Fifteen soft tissue lesions were detected, including leukoplakia, lichen planus, and angular cheilitis. Discussion: This study showed a high burden of oral disease and soft tissue lesions among patients with SMI, exceeding levels reported in non-psychiatric and geriatric populations. The findings emphasize the need for interdisciplinary care models incorporating routine dental screening, preventive interventions, and education within mental health services.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    • SDG 10 · Eşitsizliklerin Azaltılması
  • MakaleAçık Erişim2025
    Yaygın olarak kullanılan pediatrik demir takviyelerinin restoratif materyallerin renk stabilitesi üzerine etkisi

    Şeker, Nefise; Cerci Akcay, Hulya; Taş, Çağan; Sır, Eda

    Amaç: Bu in vitro çalışmanın amacı, yaygın olarak reçete edilen pediatrik demir takviyelerinin—ferrik polimaltoz (Ferrum®) ve demir sülfat (Ferro Sanol B®)—farklı restoratif materyallerin renk stabilitesi (ΔE) üzerindeki etkisini değerlendirmektir. Yöntemler: Kompozit rezin, kompomer, akışkan kompozit rezin ve cam iyonomer simanlardan oluşan toplam 180 örnek, distile su (kontrol), ferrik polimaltoz veya demir sülfat gruplarına (n=15) ayrıldı. Tüm örnekler 37 °C’de saklandı, test solüsyonlarına günde 2 dakika daldırıldı ve başlangıç, 7. gün ve 28. günlerde değerlendirildi. Daldırmalar arasında örnekler distile suda muhafaza edildi. Renk ölçümleri, CIE Lab* sistemi kullanılarak bir spektrofotometre (VITA Easyshade, Almanya) ile yapıldı ve ΔE değerleri hesaplandı. Veriler Kruskal–Wallis ve Mann–Whitney U testleri ile analiz edildi (p < 0,05). Bulgular: Her iki demir takviyesi de tüm restoratif materyallerde kontrol grubuna kıyasla anlamlı renklenmeye neden oldu (p < 0,05). En yüksek renk değişimi cam iyonomer simanda gözlenirken, en düşük renk değişimi kompozit rezinde görüldü. Ferrik polimaltoz, başta cam iyonomer siman olmak üzere çoğu materyal grubunda demir sülfata kıyasla daha fazla renk değişimine yol açtı. Sonuç: Pediatrik demir takviyeleri, restoratif materyallerin renklenmesi açısından yüksek potansiyele sahiptir ve demirin kimyasal formu renklenme derecesini etkiler. Renklenme potansiyeli azaltılmış formülasyonların geliştirilmesi, pediatrik diş tedavisinde estetik sonuçların iyileştirilmesine katkı sağlayabilir.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    AtıfOpenAlex3TR Dizin1
    TR Dizinİncele
  • MakaleYalnız künye2025
    Bilingual evaluation of YouTube™ videos on teething symptoms and remedies

    Cerci Akcay, Hulya; Demir, Deniz

    Aims: This study aimed to evaluate the reliability, scientific accuracy, and educational value of YouTube™ videos related to teething symptoms and remedies for parents. Given the widespread use of digital platforms for health information, the study focused on identifying content quality differences between professional and non-professional sources. Methods: A systematic search was performed on the YouTube™ platform (www.youtube.com) on July 25, 2025, using a computer in Turkiye. Both English (“teething symptoms,” “teething treatment”) and Turkish (“diş çıkarma semptomları,” “diş çıkarma tedavileri”) keywords were used. The first 100 videos retrieved for each search were screened, and duplicates, promotional content, and non-relevant materials were excluded. Eligible videos were assessed using the Global Quality Scale (GQS), DISCERN instrument, JAMA benchmark criteria, and the Video Information and Quality Index (VIQI). Metadata including video length, views, likes, dislikes, and uploader category was also collected. Statistical analyses included descriptive statistics, Mann-Whitney U tests, and Spearman’s correlation coefficients (p&lt;0.05). Results: A total of 100 YouTube™ videos were analyzed. Mean scores were low across all instruments; GQS 2.6, DISCERN 11.7, JAMA 1.8, and VIQI 12.5. Videos from academic institutions achieved higher quality scores than non-professional sources. Likes showed significant positive correlations with GQS (p=0.315) and DISCERN (ρ=0.360, p&lt;0.01), while view counts were not associated with quality. Strong intercorrelations were observed among all quality tools (ρ&gt;0.45, p&lt;0.01). Conclusion: YouTube™ provides a readily accessible platform for information on teething symptoms and remedies; however, the majority of videos lack scientific rigor, comprehensive explanations, and evidence-based recommendations. Content produced by healthcare professionals and academic institutions demonstrated superior quality, underscoring the need for their active involvement in creating reliable digital health resources.

  • MakaleAçık Erişim2025
    An underrecognized aspect of oncology care: temporomandibular joint evaluation in patients with head and neck cancer

    Medişoğlu, M.Sabri; Öçbe, Melisa; Öçbe, Çetin Batuhan

    Aims: This study aimed to evaluate and compare temporomandibular joint (TMJ) disc position and condylar morphology on magnetic resonance imaging (MRI) and computed tomography (CT) images of patients with head and neck cancer (HNC) and healthy controls, to determine the prevalence and coexistence of soft-tissue and osseous alterations and to explore their potential clinical relevance. Methods: In this retrospective case-control study, 145 HNC patients and 147 controls that underwent standardized maxillofacial CT and MRI. Anterior disc displacement (ADD) was defined on mid-sagittal MRI; condylar morphology (normal, flattening, erosion, osteophyte) was classified on sagittal CT. Results: Two hundred ninety-two individuals were analyzed (HNC 49.7%). Age was similar (mean difference -3.11 years; p=0.097; Mann-Whitney p=0.0737). ADD prevalence was higher in HNC: right 49.0% vs 37.4% (RD +11.6 percentage points [pp]; RR 1.31; χ² p=0.046), left 52.4% vs 32.7% (RD +19.8 pp; RR 1.61; χ² p=0.00064), and any ADD 60.7% vs 46.9% (RD +13.8 pp; RR 1.29; χ² p=0.018); significance was retained after Holm–Bonferroni adjustment. Condylar morphology distributions differed on both sides (right χ² p=9.6×10-⁵; left p=8.1×10-¹⁰), driven by more erosion in HNC (right 26.9% vs 11.6%; left 27.6% vs 13.6%). “Any condylar pathology” was more frequent in HNC (93.8% vs 85.7%; RD +8.1 pp; OR 2.52; χ² p=0.023; Fisher p=0.033). ADD showed no lateral preference within groups (McNemar p>0.30). Controls, but not HNC patients, exhibited right-greater-than-left discordance for “any condylar pathology” (McNemar p=2.5×10-⁵ vs 1.000). Conclusion: HNC is associated with a high burden of TMJ abnormalities; particularly ADD and an erosive change in condyle; consistent with treatment- and disease-related vulnerability of joint tissues. Providing TMJ assessment into HNC imaging, coupled with early jaw-mobilization and masticatory-muscle–sparing strategies, may help preserve function.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
Tam Kayıt
AlanDeğerDil
creativeworkseries.issn2636-8579
dc.date.accessioned2026-10-27T23:48:56.332667370Z
dc.date.available2026-10-27T23:48:56.332667370Z
dc.identifier.urihttps://rdlopen.rawdatalibrary.net/r/kostu/10878
dc.rightsinfo:eu-repo/semantics/openAccess
dc.titleJournal of health sciences and medicine (Online)